Aç Karnına Ağrı Kesici İçersem Ne Olur?
Kayseri’de Bir Sabah
Kayseri’de sabahlar, kışın soğuk, yazın ise sıcak, hep bir şekilde kendini hissettirir. Ama o gün, sabahın erken saatlerinde, henüz uykumdan uyanırken hissettiğim tek şey mide ağrısıydı. Karşımda, pencerenin kenarına konmuş çay bardağım, gözlerimden uzakta duruyordu. İçimden bir ses “bunu yine yapma,” diye fısıldıyordu ama ben, o kadar alışmışım ki kendimi dinlememeye.
Geceyi, kendi yalnızlığım ve içsel huzursuzluğumla geçirmiştim. Sabaha kadar uykusuz kalmıştım; düşüncelerimin yükü, ellerimle kafamı tutmama neden olmuştu. Uyanınca, ilk işim ne yapacağımı düşündüm: Ağrı kesici mi alsam? Hemen yanı başımda duran ilaç kutusunu fark ettim. Elim otomatik olarak kutuya gitti ve ilk hapı aldım. Bunu yaparken, açıkçası aç karnına içmek aklımda değildi. Ama bir an, mideyi düşündüm ve “ne olacak ki?” dedim. O an, o kadar alışmışım ki acıyı bastırmaya, kendime dair sınırları ihlal etmeye.
Mide Ağrısı ve Acil Çareler
Aç karnına ilaç almak, bana her zaman bir nevi kısa vadeli bir rahatlama sağladı. O sabah da öyle oldu. Ağrı kesici midemi rahatsız etmeye başlamıştı ama gene de onu içtim, çünkü tek düşündüğüm şey, hemen o acıyı kesmekti. Hiçbir şey düşünmeye zamanım yoktu. O an sadece acıdan kaçmak istiyordum. Fakat her ne kadar beynim sakinleşse de midemde bir şeyler yanlış olduğunu hissetmeye başladım. Acı kesici, aç karnına çok fazla yük bindiriyordu. Mide bulantısı hemen takip etti ve yavaşça, vücudumun uyandırmaya başladığı başka bir şey vardı: hayal kırıklığı.
İlaçların Beni Aldattığı An
Bir kaç dakika içinde, içimdeki rahatlıkla birlikte bir rahatsızlık da arttı. “Ne yapıyorum ben?” diye düşündüm. Ağrı kesici, aç karnına içilince gerçekten rahatlatıcı olmuyordu, tam tersine her şey daha karmaşık hale geliyordu. Ama bunu nasıl kabullenebilirdim? Her zaman kendimi çözüme odaklanan biri olarak görürdüm; en kısa yoldan rahatlamayı tercih ederdim. Ama bu sefer işler farklıydı. İçimden “hadi ya, sana ne oldu?” dedim. Hep çözüm ararken, bu sefer başıma açtığım problemi görmezden geldim. O an, biraz çaresiz bir şekilde derin bir nefes aldım.
Midemdeki o rahatsızlıkla birlikte, bir başka duygusal boşluk da doğuyordu. Ne kadar hızlı büyüdüğümü düşündüm; ne kadar çok şey yaşadığımı, ama içsel huzursuzluğumun hiç bitmediğini… Sanki dış dünyayla bağımı kaybetmiş gibiydim. Kendi sağlığımın öncelik olmadığını fark etmem biraz zaman aldı, ama o an anladım: Bazen çözüm değil, duygusal farkındalık gerekir.
Kendimi Affetmek
Saat ilerledikçe, mide bulantım da arttı. Ama o sabah yaşadığım hayal kırıklığı, beni bir şeyler düşünmeye zorladı. Birkaç yıl önce, ben böyle hissettiğimde belki de hemen kaybolur, bir çözüm arardım. Ama şimdi ne yapmam gerektiğini bilerek, kendime biraz daha özen göstermek gerektiğini anlamaya başladım. “Bunu bir daha yapmam” diyerek, içimdeki öfke ve hayal kırıklığı bir an için sakinleşti. Yavaşça yataktan kalktım ve o gün ne olduğunu, neyi yanlış yaptığımı içimde değerlendirmeye başladım. Kendimi affettim; çünkü en önemli çözüm bu.
Sonuç
O sabah, aç karnına ağrı kesici almak aslında bana bir şey öğretti: Bazı çözüm arayışları, daha fazla soruna yol açabiliyor. Acıdan kaçmanın, rahatlama arayışının, en kısa çözümün peşinden gitmek bazen daha fazla dert yaratıyor. Kendime söz verdim: Bundan sonra önce kendimi dinleyeceğim, sabırlı olacağım. İlaçlar bir anlık rahatlama sağlasa da, içsel huzursuzluğu yenmek için, biraz daha derin bir anlayışla yaklaşmam gerekiyor. Belki de bu, büyümek demek.
Bazen aç karnına içilen ağrı kesiciler gibi, hayatın da kısa vadeli çözümleri var ama ne kadar acele edersek, bir o kadar uzun vadeli acılara yol açabiliyor. O yüzden, bazen durup düşünmek, kendi bedenimi ve ruhumu dinlemek daha önemli. Benim için önemli olan bu; belki de bunu daha çok öğrenmeliyim.