İçeriğe geç

Geyikli Baba nerededir ?

Geyikli Baba Nerede?

Kayseri’nin dağlarından esen rüzgar, bazen o kadar sert eser ki, adeta kalbinde gizlediğin bütün duyguları birer birer dışarı atar. O gün, o rüzgarın içinde kaybolan umutlarımı bir türlü bulamıyordum. Kayseri’de yaşamak, her şeyin ne kadar yakın ve ne kadar uzak olabileceğini anlamama neden olmuştu. Ama işte, o günden sonra bir daha hiç aynı hissetmedim.

Bir akşam, şehrin biraz dışında yürüyüşe çıkarken, birden gözlerim Geyikli Baba’yı arar oldu. Geyikli Baba, Kayseri’de yaşayan ve halk arasında yıllardır konuşulan, efsaneleşmiş bir figürdü. Herkes farklı bir şey söylerdi hakkında. Birileri onu, kaybolanların sırrını bilen biri olarak tanır, bir diğeri ise eski zamanların bilge bir yoldaşı olarak anar. Ama ben, Geyikli Baba’yı bulmak için bir çaba sarf etmedim; o an, belki de kaybolmuş olan sadece Geyikli Baba değil, kendimdim.

Geyikli Baba ve Kayıp Zaman

Kendi içimde kaybolmuşken, Kayseri’nin sokaklarını adımlarken, şehrin o eski havası bir şekilde bana daha yakın geliyordu. Geyikli Baba’yı düşündüm. Ne zaman bir zorlukla karşılaşsam, adı hep anılırdı. Yaşlıların gözlerinde bir anlam arardım hep, fakat bir türlü bulamazdım. Geyikli Baba’nın gerçekte kim olduğunu bilmek, bir eksikliği tamamlamak gibiydi. O eksikliği bulamadıkça, şehre ait hissetmiyordum. Kayseri, dışarıdan bakıldığında göz alıcı güzellikteydi, fakat içimde bir yerlerde bir boşluk vardı.

“Geyikli Baba nerede?” diye sormak, bazen kaybolan bir insanı aramak gibiydi. Birisi kaybolduğunda, izlerini, hatıralarını, anlamını, her şeyini biriktiririz. Ama bir şey eksiktir, o kaybolan, hep kaybolan kişiyle birlikte. Kayseri’nin sokaklarında yaşadığım her an, bir şekilde Geyikli Baba’nın kaybolmuş ruhunu bana hatırlatıyordu. Belki de tüm bu arayış, kendi içimdeki kaybolmuş parçaları birleştirme çabamdı.

Kaybolmuş Bir Yıldız Gibi

Yılın en güzel zamanlarından biriydi. Akşamın erken saatleri, Kayseri’nin dağlarının arkasında gün batarken bir sıcaklık vardı. Kaldırımda yürürken, etrafımdaki insanları izledim. Herkes kendi yolunda, kendi hayalinde, belki de benim gibi bir kaybolmuşluk içinde yürüyordu. Ne kadar dikkatle bakarsan bak, kimseyi gerçekten tanıyamazsın. Herkesin içinde bir kayıp parça var, belki de bu yüzden Geyikli Baba’yı bulmak, sadece bir arayış değil, herkesin içinde kaybolan bir şeyleri bulmaya çalışmak gibiydi.

Birden, zihnimde bir ışık yandı. Bir gün, gençliğimin ilk yıllarında bir sabah yürüyüşünde, yaşlı bir adamı gördüm. O zamanlar kimse Geyikli Baba’yı bu kadar derinlemesine anlatmazdı, fakat gözlerindeki huzur, ve anlatmaya başladığı her kelime, bana bir şeyler hissettirmişti.

“Bir gün, kaybolmuş olan şeyleri bulmak, insanın içindeki kaybolmuşluğu tamir etmeye çalışmak gibidir,” demişti o yaşlı adam.

İşte o an, o sözün ne kadar doğru olduğunu anlamıştım. Geyikli Baba, sadece bir kaybolmuş adam değildi. O, tüm kaybolan parçaları birleştiren, bir şekilde Kayseri’nin kayıp ruhunu temsil eden bir figürdü.

Arayışın Büyüsü

Geyikli Baba’yı ararken, aslında kaybolan bir şeyleri bulmak istiyordum. Kayseri’nin sokaklarında, yalnız gecelerde, bir zamanlar geçmişin sırlarını öğreten o eski bilgenin peşindeydim. Kaybolan bir hikayeyi geri almak istiyordum. Fakat bir şey fark ettim; belki de Geyikli Baba’yı bulmak, bir yere gitmek değil, bir şeyi hissetmekti.

Geceyi izlerken, Kayseri’nin dağlarında, o eski yürüyüş yollarında, kaybolmuş her şeyin gizemini düşündüm. Belki de kaybolan şey, Geyikli Baba’nın kaybolmuş bir zaman parçası değildi. Belki de zamanın her anı, geçmişin tüm anılarını içinde taşıyordu. Bir kaybolmuşluğu, bir eksikliği, bir yerin kaybolmuş ruhunu ancak zaman içinde keşfederdim.

Yavaşça fark ettim ki, Geyikli Baba nerede sorusu, aslında bir yolculuğa çıkmaya, bir soruyu çözmeye değil, bir kaybı anlamaya yönelikti. Kaybolmuş olan zaman, kaybolmuş olan anlar, kaybolmuş olan herkes, aslında bir arayışa çıkmam için vardı. Geyikli Baba, aradığım şeyin çok ötesindeydi.

Kaybolan Zamanın Yansıması

Bir gün, Kayseri’nin en eski mahallelerinden birine doğru adım attım. Bir kafede otururken, her şeyin bir araya geldiğini fark ettim. Geyikli Baba belki de sadece bir hayalden ibaret değildi. O, geçmişin kaybolmuş izlerini taşıyan, yaşadıklarını, hissettiklerini, kaybolan bir zamanı hatırlatan bir simgeydi.

Birçok insanın kaybolmuş bir şeyi vardı. Bir umut, bir hayal, bir arayış… Geyikli Baba da onların parçasıydı. O, Kayseri’nin gizemli, kaybolmuş ruhunu temsil ediyordu. Ve ben, belki de o kaybolmuş zamanı, sadece kendi içimde bulabilirdim.

O anda bir karar aldım. Geyikli Baba’yı değil, kaybolmuş zamanımı arayacaktım. Çünkü kaybolan her şeyin, ne kadar ararsan ara, sonunda bir noktada seni bulduğuna inandım. Geyikli Baba, aradığımı bulmamı bekliyordu, ama belki de o kaybolmuş parça, sonunda beni bulacaktı.

Sonuç

Kayseri’de, Geyikli Baba’yı bulamadan geçirdiğim zamanlar aslında arayışımın bir parçasıydı. Kaybolan bir şeyin peşinden koşarken, insan sadece onu değil, kendini de keşfeder. Geyikli Baba belki de sadece bir simgeydi, ama bir kaybolan zamanın, bir arayışın ve bir umudun sembolüydü. Bu yüzden, o kaybolan her şeyin, en sonunda sana doğru gelmesini beklemek gerekirdi.

Kayseri’nin dağlarında, bir rüzgarın seni savurduğu her an, kaybolan her şeyin bir gün geri döneceğini bilerek beklemek gerekirdi. Geyikli Baba, aslında sadece bir arayışın içinde kaybolan ruhları temsil ediyordu.

Geyikli Baba nerede? Belki de hep içimizde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet