İlik Verilirse Ne Olur? Mizahın, Empatinin ve Stratejinin Kesiştiği Nokta Bazen bir kelime vardır, duyunca insanın aklı bin türlü yere gider. “İlik verilirse ne olur?” cümlesi de tam öyle bir kelime bombasıdır! Kimisi hemen biyolojiye dalar, kimisi deyimlere… Kimi “Aa kan bağışı mı bu?” der, kimi de “Yok artık, mecaz mı bu?” diye gülmeye başlar. Ama gelin görün ki, bu küçük cümle insan doğasının hem yardımsever hem stratejik hem de duygusal taraflarını ortaya döküyor. Hazırsanız, ilik konusuna biraz mizah, biraz duygu ve bolca kahkaha ile dalıyoruz! Bu yazıda “ilik verilirse” sorusunun hem biyolojik hem mecazi hem de toplumsal yönlerine bakacağız…
12 YorumEtiket: ba
Baş Üstünde Tutmak: Değerin ve Anlamın Felsefi Kökleri Bir filozofun gözünden bakıldığında, “baş üstünde tutmak” yalnızca bir deyim değil, insanın değer verme biçiminin ontolojik ve etik bir tezahürüdür. Bu ifade, bir şeyi ya da birini “yüceltme”, “önemseme”, hatta “varoluşun merkezine yerleştirme” anlamını taşır. Ancak bu yüceltme, salt duygusal bir tepki midir, yoksa bilgi, değer ve varlık anlayışımızın iç içe geçtiği bir insan tutumu mudur? Etik Perspektiften: Değer Vermenin Sorumluluğu Etik açısından “baş üstünde tutmak”, bir varlığa saygı duymak ve ona hak ettiği değeri vermek anlamına gelir. Immanuel Kant’ın “insanı hiçbir zaman yalnızca araç olarak değil, daima amaç olarak gör” ilkesini…
6 Yorum